You must enable JavaScript to view this site.
This site uses cookies. By continuing to browse the site you are agreeing to our use of cookies. Review our legal notice and privacy policy for more details.
Close
Homepage > Regions / Countries > Africa > Horn of Africa > Somalia > Assessing Turkey’s Role in Somalia

Türkiye’nin Somali’deki Rolünü Değerlendirmek

Africa Briefing N°92

GENEL BAKIŞ

Türkiye, Somali’ye müdahale eden en yeni ülke oldu ve müdahil olması bazı olumlu sonuçlar doğurdu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Mogadişu’ya açlığın zirveye ulaştığı Ağustos 2011’de yaptığı cesur ziyaret ve burada bir büyükelçilik açma kararı, kalıcı barışın sağlanması çabalarına yeni bir soluk getirdi. Türkiye’nin insani yardımlarına Somali’de yaygın olarak duyulan minnettarlık ve ülkenin Müslüman ve demokratik bir devlet olması, Türkiye’nin hoşnutlukla karşılanan bir ortak olmasını sağladı. Ankara, uzun vadeli düşündüğünün sinyallerini verdi. Ne var ki Ankara’nın temkinli bir şekilde ilerlemesi, tek taraflılıktan kaçınması ve bir bașka uluslararası müdahalenin daha başarısızlığa uğramaması için dersler alması gerekiyor. Geçtiğimiz yirmi yıl boyunca pek çok devlet ve kuruluş, Somali’ye yardım götürmeye ve barışı sağlamaya çalıştılar ve genellikle öncekinden daha karmaşık bir ortam bırakarak ayrıldılar. Ankara, ülkenin karşı karşıya olduğu birçok sorunu tek başına çözemeyeceğinin farkına varmalı ve gerek Somali halkının gerekse uluslararası toplumun desteğini ve işbirliğini garanti altına almalı. Tek başına hareket etmek ters etki yaratabilir, süregelen çabaları olumsuz etkileyebilir ve elindeki muazzam iyi niyeti kaybetmesine neden olabilir.

Türkiye’nin sahadaki varlığı nispeten küçük; ancak açlık için zamanında yaptığı yardım ve sorumluluklarına olan kuvvetli bağlılığının yanı sıra Somali’nin minnettarlığı sayesinde katkısı son derece muazzam olarak görülüyor. Türkiye’nin Mogadişu’da büyükelçiliğinin yanında on civarı resmi kurum veya sivil toplum kuruluşu faaliyet gösteriyor. Ancak Somalililerin hızlı ve kapsamlı iyileşme hayalleri, Türkiye’nin özellikle Mogadişu’da göze çarpan faaliyetleri nedeniyle Türkiye’den yardım almayan bölgelerde büyük beklentilere yol açtı. Ne var ki cömert diplomatik ve siyasi desteğin yanında ülkenin kaynakları mütevazı ve ayrıca Somali’ye verdiği maddi desteğin sınırlı kalması muhtemel. Eğer Somali halkının yüksek beklentileri düşürülmez ve Ankara, yardım ve kalkınma desteğini Mogadişu dışında barış içindeki bölgeleri kapsayacak şekilde genişletemezse Türkiye-Somali ortaklığı zora girebilir veya hızla küskünlüğün hakim olduğu bir ilişkiye dönüşebilir.

Somalilerin İstanbul’da 2012 yılı Mayıs ve Haziran aylarında yapılan iki konferansa (sivil toplum ve hükümet düzeyinde) yönelttikleri açık eleştiriler, Somali siyasetindeki dalgalanmaların ve çeşitli fay hatlarının önemli bir hatırlatıcısı olarak görülmeli. Somali’nin önde gelen siyasi aktörleri, Ankara ile paylaştıkları açık siyasi anlayıştan (örneğin sivil toplum toplantısına katılmak üzere ihtiyar heyetinin İstanbul’a gelmesi gibi) çark ettiler ve iyi niyetli görünen konularda ev sahibi ülkeyi açıkça eleştirerek karşılarına aldılar. Sahadaki varlığından elde ettiği diplomatik deneyim ve uluslararası ortaklarından aldığı destek sayesinde Türkiye, bu beklenmedik sorunları aştı. Müdahalesinin etkili olmasını istiyorsa mütabakata varmak ve dış koordinasyonu iyileştirmek için söz konusu yeni deneyiminden faydalanmalı.

Yeni Somali hükümeti kurulurken savaşlarla tahrip olmuş bu ülkenin istikrara kavuşması ve kalkınmasında Türkiye’nin önemli bir rol oynaması bekleniyor ve bunu yapabilir de. Somali’de önemli ve sürdürülebilir bir rol üstlenebilmesi için Ankara şunları yapmalı:

  • Sağlam bir finansmanla ve gerek Mogadişu’da gerekse Ankara’da ülkenin Somali’deki faaliyetlerine yoğunlaşacak uzman kişilerin sayısındaki artışla destekleyerek Somali politikası için kamuoyuyla paylaşılmış, açık, gerçekçi ve uzun vadeli bir strateji belirlemeli, özellikle Somali hakkındaki bilgisini arttırmalı ve ülkede aktif olarak çalışan diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla koordinasyon içinde olmalı;
  • Ülkenin iç siyasetinde tarafsızlığını korumalı ve ülkeye yeni gelen yabancıları kurnazlıkla yönlendirmeyi uzun süredir başarmış Somalili siyasetçiler tarafından manipüle edilmekten kaçınmalı;
  • Hedeflenen yardımı Mogadişu dışında barış içindeki diğer bölgelere de yaymalı;
  • Yurtdışındaki eğitimli Somalililerin ülkelerine geri dönmelerini sağlamak da dahil olmak üzere kurumların inşasına ve bilgi transferine öncelik vermeli;
  • Siyasi partilerin gelişmesine, anayasa reformuna ve hesap verebilir kurumların inşasına yardımcı olmalı;
  • BM’nin barışı sağlama çabalarında daha aktif bir rol üstlenmeli;
  • Sağlayabileceği yardımın miktarı konusunda Somalililerin beklentilerini yönlendirebilmeli;
  • Açgözlü iş adamlarını güçlendirmekten kaçınabilmek için sözleşme ve taşeronluklarda standartlara sahip ve şeffaf bir ihale süreci belirlemeli;
  • Barış ve uzlaşma çalışmalarında arabuluculuk konusunda uzmanlık ve mali yardım sağlamalı;
  • Somali’de oldukça yaygın olan yolsuzluklara karşı kayıtsız kalmaya son vermeli ve diplomatik destek ve kalkınma yardımını hukukun üstünlüğünü sağlama ve hesap verebilir ve verimli kurumlar inşa etme şartına bağlamalı;
  • Afrika Birliği Somali Misyonu’na (AMİSOM) daha fazla destek vermeli ve güvenlik yardımını paralel ve mükerrer bir süreç yaratmak yerine mevcut uluslararası mekanizmalar içinde gerçekleştirmeli;
  • Somali’nin AMİSOM gibi dış güçler yerine barış ve güvenliğin pekiştirilmesinden sorumlu olacak, profesyonel ve yerelleştirilmiş bir polis teşkilatı oluşturmasına yardımcı olmalı;
  • Çakışmaları engellemek ve yardımın stratejik olarak verilmesini sağlamak üzere diğer ülkeler ve uluslararası kuruluşlarla eşgüdüm içinde çalışmalı;
  • Somali’de faaliyet gösteren Türk işadamlarının savunmasız durumdaki Somalilileri istismar etmesini ve de Somalili elitler tarafından istismar edilmesini engellemeli; ve
  • Hükümetin gelirlerinin ve uluslararası yardımın uygun ve verimli şekilde kullanılmasını sağlamak üzere Londra ve İstanbul’daki konferanslarda karara bağlanan Ortak Finans Yönetim Kurulu’nu desteklemeli.

Bu brifing, Türkiye’nin süregelen operasyonlarını ve şimdiye kadarki başarılarını ele alıyor. Somali, yeni ve belirsiz bir geçiş-sonrası döneme girerken Ankara, muhtemel sorunlarla karşılaşacak ve Somali ile olan balayının bitmesiyle birlikte pek çok beklentiyi yerine getirirken kendini ülkenin karmaşık siyasi ve güvenlik ortamında bulacaktır. Bu brifing bunun önüne geçebilmek amacıyla, Türkiye-Somali işbirliğini sürdürülebilir ve karşılıklı olarak yararlı kılabilecek bazı pratik adımlar öneriyor.

Nairobi/İstanbul/Brüksel, 8 Ekim 2012

 
This page in:
English
Türkçe

More Information