You must enable JavaScript to view this site.
This site uses cookies. By continuing to browse the site you are agreeing to our use of cookies. Review our legal notice and privacy policy for more details.
Close
Homepage > Regions / Countries > Europe and Central Asia > Turkey-Cyprus > Turkey > Turkey’s Kurdish Impasse: The View from Diyarbakır

Türkiye’nin Kürt çıkmazı: Diyarbakır’ın yeri

Europe Report N°222 30 Nov 2012

YÖNETICI ÖZETI VE ÖNERILER

Türkiye’nin Kürt çoğunluğa sahip en büyük şehri olan Diyarbakır, ülkedeki Kürt sorununu ve PKK (Kürdistan İşçi Partisi) isyanını konu alan tüm araştırmalar için kritik öneme sahip. Artan siyasi sürtüşmeler ve Haziran 2011’den bu yana en az 870 kişinin ölümüne yol açan şiddetle birlikte silahlı çatışma, geçtiğimiz bir buçuk yıl içinde tırmanarak son on yılın en kötü seviyesine ulaştı. Türkiye’nin batısında ve özellikle İstanbul’da belki güneydoğudaki kadar Kurt yaşıyor olsa da, PKK’nın yürüttüğü silahlı çatışmaya verilen desteğin nedenleri Kürtlerin çoğunlukta olduğu Diyarbakır gibi yerlerde daha acık şekilde görülüyor. Bunlar arasında yerel yönetimde ve ekonomide algılanan ve gerçek ayrımcılık, merkezi otoriteye yabancılaşma, siyasi temsilcilere yönelik kitlesel tutuklamalara duyulan öfke ve Kürtçe’nin eğitimde ve kamusal yaşamda yasaklanmasının yarattığı düş kırıklığı sayılabilir. Ancak, eğer Ankara bu sıkıntıları gidermek için kesin olarak harekete geçer ve herkes için eşitlik ve adaleti sağlarsa Diyarbakır, birlikte yaşamak isteyenlere hȃlȃ umut vaat ediyor.

Diyarbakır’da tüm siyasi eğilimlerden Kürtler ve Türkler, zengin ve yoksul, İslami ve laik herkesin ortak arzusu, hükümetin, Kürt sorununun kronikleşmiş meselelerini çözmek için açık bir stratejiye sahip olmasıdır. Kürt kimliğinin ve anadilde eğitim ve adalet arayışı hakkının resmen tanınması önceliğe sahip. Diyarbakır’da yaşayan Kürtler, daha adil bir temsiliyet, daha fazla yerinden yönetim ve yasalardaki ve anayasadaki her türlü ayrımcılığa son verilmesini talep ediyorlar. Ayrıca yaygın tutuklamaların ve şiddete başvurmamış aktivistlerin terör suçlarıyla yargılanmadan önce uzun süre gözaltında tutulmasının son bulması için gereken yasal reformların yapılmasını istiyorlar.

Diyarbakır’ın kontrolü, birçok açıdan bir anlaşmazlık konusu. Devlet, Ankara’dan atanan vali ve bütçe üzerindeki denetimi, polis gücü, eğitim, sağlık ve altyapı yatırımları aracılığıyla etkisini sürdürerek kontrolü elinde tutmak istiyor. 1999 yılından bu yana PKK taraftarı partilerin ve en son olarak Barış ve Demokrasi Partisi’nin (BDP) elinde bulunan belediye, önemli engellere rağmen daha fazla güç topluyor. İktidarda bulunan Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP), polise karşı daha ilerici bir yaklaşım getirdi; ancak bu, çatışmaları sona erdirmedi ve bölgedeki husumeti yatıştıramadı. Genel olarak Türkiye’nin ve özel olarak Diyarbakır gibi Kürtçe konuşulan şehirlerin, yerinden yönetimle ilgili tutarlı ve bilgiye dayanan bir tartışmaya ve onu uygulayacak stratejiye ihtiyacı var.

Mevcut hükümet, Kürt dilinin Diyarbakır’da ve başka yerlerde kullanılmasına izin verilmesi konusunda kendinden öncekilerden çok daha fazlasını yaptı; ancak Kürt hareketi ana dilinde eğitim taahhüdünden daha azı ile yetinmiyor. Hükümetin Kürtçe’yi seçmeli ders olarak vermesi girişimi, bu hedefin bir hak olarak ilan edilmesine yönelik planların köşe taşı olarak bütünüyle desteklenmeli.

Bir zamanlar Türkiye’nin en iyi durumdaki üçüncü ekonomik merkezi olan Diyarbakır ve çevresi, yapılan son ölçümlerde 63’üncü sıraya kadar düşmüş durumda. Şiddet, yanlış hükümet politikaları ve PKK’nın yaptığı sabotajlar, adam kaçırmalar, terör saldırıları, ve haraç yüzünden bölgeye yatırım uzun zamandır düşük seviyede. Ancak Diyarbakırlılar, özellikle mermer ocakları ve hızla büyüyen emlak sektörüne yaptıkları yatırımlarla şehirlerine olan inançlarını gösteriyorlar. Diyarbakır’ın bölgesel tarihi yolların kesişme noktasındaki konumu, onun hȃlȃ taşıma işleri ve hastaneler gibi hizmet sektörünün çeşitli kolları için önemli bir merkez olmasını sağlıyor. Binlerce yıllık tarihi anıtlar ise onu, turizm açısından bir çekim merkezi haline getirebilir.

Güvenlik güçleriyle PKK arasındaki, genelde güneydoğuda yoğunlaşan çatışmalar artış gösteriyor. Her ne kadar Diyarbakır yakın zamanda artan şiddetten en fazla etkilenen yerlerden olmasa da, sivil nüfus ve yerel siyaset, olaylar yüzünden gittikçe geriliyor ve kutuplaşıyor. AKP çekiciliğini yitiriyor ve Kürt hareketinin Barış ve Demokrasi Partisi (BDP), kentteki tartışmasız en güçlü siyasi odak olmayı sürdürse de, siyasi olgunluğunu ve gitgide daha fazla şiddete başvuran PKK’nın bir cephesi olmanın ötesine geçebildiğini henüz kanıtlayamadı. Ilımlı İslam görüsüne sahip Gülen hareketi farklı bir yol sunmaya çalışıyor ve bir cozüm üzerinde anlaşılması olasılığı azalırken, İslamcı Kürt grupları, halihazırda önemli miktardaki nüfuzlarını arttırmaya devam ediyorlar.

Ne var ki Diyarbakır’dan yükselen sesler, Türkiye’nin geri kalanında olduğu gibi Diyarbakır’da da ortak bir zeminin bulunduğunda ısrar ediyorlar. Kriz Grubu, 2011 ve 2012’de yayımladığı iki raporda hükümetin ihtilafı çözümlemek için ilk etapta Kürtlere yönelik adaletin ve hakların sağlanmasına odaklanacak, açık bir strateji belirlemesi tavsiyesinde bulunmuştu. Hükümetin Kürtlerin temsilcileri ile dört ana reform üzerinde aktif şekilde çalışmasını önermişti: Türkiyeli Kürtlere anadil haklarının tanınması; yüzde 10 olan meclis seçimleri barajının yüzde 5’e indirilmesi; yeni bir yerinden yönetim stratejisi; ve anayasa ve yasalardan her türlü yarımcılığın kaldırılması. Bu adımlar atıldıktan sonra hükümet, PKK ile silahsızlanma ve seferberliğe son verme konusunda ayrıntılı görüşmelere geçebilir. Özet olarak, şiddetten kaçınmak, diyaloğa bağlı kalmak ve Kürtlerin meşru taleplerini Türkiye’nin mevcut yasal yapıları içinde, özellikle de meclisteki yeni anayasa komisyonu bünyesinde, yerine getirmek suretiyle iki taraf da gerçek bir liderlik üstlenmeli.

Önceki raporların tamamlayıcısı olan elinizdeki bu rapor, hükümetin ve Diyarbakır’daki yasal Kürt hareketi liderliğinin, Kürtlerin devlete olan güvenlerini arttırmak ve şehrin uzun vadede kalkınmasını sağlamak amacıyla bir an önce harekete geçmesi için ilave öneriler sunuyor.

ÖNERILER

Türk hükümeti ve Kürt hareketinin yasal liderleri de dahil Diyarbakır’daki toplum liderlerine:

Türkler ile Kürtler arasında karşılıklı güveni tesis etmek amacıyla

1.  Türk hükümeti, mahkemelerde anadilin kullanılmasına izin veren yasal reformları kabul etmeli ve uygulamalı, mahkeme öncesi tutukluluk süresini kısaltmalı ve Kürtler ile diğer şüphelilerin gözaltına insani biçimde alınmasını sağlamalı. Bölgedeki polisin Diyarbakır haklıyla olan ilişkilerini düzeltmeye devam etmesini ve izinsiz gösterilere ve protestolara müdahale ederken dahi aşırı güç kullanmaya son vermesini teşvik etmeli.

2.  Toplum ve Kürt hareketi liderleri, mitingler ve gösterilere ilişkin kurallara riayet etmeli; PKK’nın her türlü şiddeti eylemini reddetmeli; yakın zamanda kurulan “Diyalog ve Temas Grubu” gibi sivil toplum çabalarını sürdürmeli.

Eğitimde ve kamusal alanda anadilin kullanımını güvence altına almak amacıyla

3.  Türk hükümeti, 2012-2013 öğretim yılında seçmeli Kürtçe derslerinin yürütülmesini şeffaf biçimde tamamlamalı; yeterli talebin olduğu yerlerde tamamen anadillerde verilecek eğitim için bir takvim belirlemeli; geçiş döneminde öğretmenleri ve müfredatı hazırlamaya devam etmeli; bölgedeki yerlere eski Kürtçe isimlerini iade etmek veya Kürtçe isimler verebilmek için seçimle iş başına gelmiş yerel idari görevlilerin ilgili yasa ve düzenlemeleri değiştirmelerine izin vermeli; ve kamu hizmetlerinde Kürtçe’nin kullanılmasına dair yasakları azaltmalı.

4.  Toplum ve Kürt hareketi liderleri, bu alanlarda hükümetin olumlu adımlarını takdir etmeli ve seçmeli Kürtçe dersleri boykot etmeye son vermelilier.

Yerinden yönetime dair adil bir tartışma ve nihai bir uzlaşmaya ulaşmak amacıyla

5.  Türk hükümeti, gerek ülke çapında gerekse Diyarbakır’da belediyelerin yönetimi ve yerinden yönetime ilişkin bir tartışma ortamına öncülük etmeli.

6.  Yerel yönetimdeki liderler, ili ziyarete gelen merkezi yönetim temsilcileriyle görüşmeli ve işbirliği yapmalı ve Kürtlerin demokratik taleplerini yasal ortamda yerine getirmeye dair taahhütlerini açıkça ifade etmeliler. 

Diyarbakır’ın ekonomik, sosyal ve kültürel gelişimine katkıda bulunmak amacıyla

7.  Türk hükümeti, başta eğitim, uluslararası bir havaalanı, tren yolu bağlantıları ve sanayi bölgeleri olmak üzere Türkiye’nin benzer illerindeki hizmetlere eş değerde olacak şekilde Diyarbakır’ın kamu kaynaklarından eşit şekilde yararlanmasını sağlamalı; ve bu şehre ve güneydoğudaki diğer tarihi şehirlere yönelik iç turizmi etkin biçimde teşvik etmeli.

8.  Toplum liderleri, işadamlarının toplantıları, okul gezileri ve iş amaçlı konferanslar aracılığıyla Kürtçe konuşulan güneydoğu bölgesi hakkındaki ön yargılarını aşmaya yardımcı olmak için Türkiye’deki anaakım kamuoyuna ulaşmaya çalışmalı.

İstanbul/Diyarbakır/Brüksel, 30 Kasım 2012

 
This page in:
English
Türkçe