icon caret Arrow Down Arrow Left Arrow Right Arrow Up Line Camera icon set icon set Ellipsis icon set Facebook Favorite Globe Hamburger List Mail Map Marker Map Microphone Minus PDF Play Print RSS Search Share Trash Crisiswatch Alerts and Trends Box - 1080/761 Copy Twitter Video Camera  copyview Whatsapp Youtube
Video: Preventing a Bloody Harvest on the Armenia-Azerbaijan State Border
Video: Preventing a Bloody Harvest on the Armenia-Azerbaijan State Border
The President of Turkey Recep Tayyip Erdogan and his Russian counterpart Russia's Vladimir Putin (R) review the honour guard at the Presidential Complex in Ankara on April 3, 2018. ADEM ALTAN / AFP
Report 250 / Europe & Central Asia

Karadeniz ile Güney Kafkasya’da Rusya ve Türkiye

Rusya ve Türkiye arasındaki rekabet özellikle Karadeniz ve Güney Kafkasya’da devam etse de ilişkileri temelde iyileşti. Artan bu işbirliğini Moskova ve Ankara bölgesel çatışmaların alevlenmesini önlemek için kullanabilir.

Rapor Özeti

Yeni gelişmeler neler?  2015’te Türk jetlerinin Suriye sınırında bir Rus savaş uçağını düşürmesiyle kopma noktasına gelen Rusya-Türkiye ilişkileri artık onarıldı. Bundan, Türkiye’nin ekseninin doğuya döndüğü şeklinde kesin bir hükme varılmamalı. Ankara’nın Karadeniz ve Güney Kafkasya’daki öncelikleri Moskova’nınkilerle ters düşmektedir.

Bu neden önemli?  Rusya’nın Karadeniz’de deniz kuvvetlerini güçlendirmesi ve Kırımdan güneye doğru güç projeksiyonunu arttırması, Türkiye'nin Karadeniz’de NATO'nun rolünun artmasını istemesine yol açtı.  Rusya ve Türkiye’nin, Ermenistan ve Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ ihtilafında farklı tarafları desteklemesi bu çatışmaya ilave bir risk boyutu katmakta.

Ne yapılmalıdır?   Rusya ve Türkiye’nin bölgenin ihtilaflarını çözme ihtimalleri düşük.  Fakat, düzelen ilişkilerini Karadeniz’de kazara oluşabilecek çatışmaları engellemeye, Kırım Tatarlarının durumunu iyileştirmeye, Ermenistan-Azerbaycan dialogunu attırmaya ve bölgesel ihtilafların alevlenme riskini minimize etmeye yönelik adımlar atarak kullanabilirler.

Rusya ile Türkiye, 2015 sonunda Türk savaş jetlerinin Suriye-Türkiye sınırında bir Rus Su-24 tipi savaş uçağını düşürmesinden sonra neredeyse kopma noktasına gelen ilişkilerini onarmış durumda. Rusya Türkiye’ye uyguladığı yaptırımların çoğunu kaldırdı. İki ülke Suriye’de eşgüdüm halinde çalışıyorlar, enerji projelerini yeniden harekete geçirdiler ve Türkiye’nin Rus S-400 füze savunma sistemini satın almasını içeren bir anlaşmaya vardılar. Ancak iki ülke arasındaki rekabet, coğrafi olarak Rusya ile Türkiye arasında yer alan Karadeniz ve Güney Kafkasya bölgelerinde hala açık şekilde hissediliyor. Moskova’nın Kırım’a askeri yığınak yapması ve Karadeniz’deki güç projeksiyonu, Türkiye’nin Batı ile zayıflayan ilişkilerine rağmen Ankara'nın bu bölgede NATO’nun varlığını arttırmasına sıcak bakması sonucunu doğurdu.. Rusya-Türkiye arasında Kafkasya’da yaşanan rekabet  ise Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki husumete fazladan bir risk katmanı ilave etmektedir. Bu nedenle Moskova ile Ankara’nın bölgesel anlaşmazlıkların çözümüne yönelik birlikte çalışma ihtimalleri oldukça düşüktür. Yine de iki ülke arasında ilişkilerin düzelmesi bölgede ortaya çıkan kıvılcımları söndürmekte ya da en azından ihtilafların alev alma riskini azaltmakta işe yarabilir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Haziran 2016’da Su-24 uçağının düşürülmesinden dolayı özür diledikten sonra Rus mevkidaşı Vladimir Putin ile on defadan fazla bir araya geldi. Ankara’nın Suriye’de Rusya’nın desteğine duyduğu ihtiyaç - özellikle Türkiye, AB ve ABD’nin terörist örgütler listesinde yer alan PKK’nın Suriye kolu Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) önünün kesilmesinde-  Türkiye ve Rusya’nın bağlarının güçlenmesinde önemli bir rol oynadı.  

İki ülke arasındaki ilişkilerin ısınmasında Erdoğan’ın Türkiye’deki Temmuz 2016 darbe girişimi ile ilgili Putin’in verdiği desteğe müteşekkir olmasının ve Rusya’nın yaptırımlarına son vermesinde her iki taraf için de ciddi bir teşvik oluşturan ekonomik ilişkilerin de payı var. İlişkilerdeki yakınlaşma; Türkiye’deki yönetimin Batı ile ilişkilerinde yaşadığı gerilimin de bir sonucu; bu bağlamda özellikle Türkiye’nin,  Suriye’de YPG’yi desteklemesi ve Fethullah Gülen’i Türkiye’ye iade etmemesi nedeniyle ABD’ye karşı duyduğu öfkeyi belirtmek gerekir. Rusya ile Türkiye arasındaki yakınlaşmanın ulaştığı boyut Batılı ülkelerde Türkiye’nin NATO’ya bağlılığını sorgulamasına ve bazı yetkililer arasında Ankara’nın ekseninin kaydığı algısının ortaya çıkmasına neden oldu.

Bu endişeler yersiz değil, ancak Moskova ve Ankara’nın, Karadeniz ve Güney Kafkasya üzerindeki nüfuzlarını arttırmak konusunda rekabet içinde olduklarını göz ardı etmemek de gerekiyor. Karadeniz’de 2014’te Kırım’ı ilhak eden Rusya deniz kuvvetlerini güçlendirdi, güneye doğru güç projeksiyonunu arttırdı ve stratejik dengeyi kendi lehine değiştirdi. Kırım’ın ilhakı Ankara’nın, Türkiye ile yakın tarihsel bağları olan Kırım Tatarlarının durumuna ilişkin kaygılarını arttırdı. Türkiye buna Karadeniz’de kendi askeri gücünü takviye ederek yanıt verdi. Ankara, NATO’yu Karadeniz’in dışında tutma politikasını tersine çevirip ittifakın Karadeniz’de konuşlanmasını teşvik etti. Ankara’nın Batı başkentleriyle ilişkilerinin gergin olmasına rağmen, NATO, en azından Karadeniz’de, Türkiye’nin stratejik hesapları açısından hayati öneme sahip.

Rusya ve Türkiye’nin çıkarları Güney Kafkasya’da da birbirinden farklıdır. Rusya ile Türkiye, Ermenistan ile Azerbaycan arasındaki Dağlık Karabağ ihtilafında ayrı tarafları desteklemektedir: Moskova Erivan ile savunma anlaşması yapmıştır (ancak pratikte her iki tarafa da silah satmaktadır); Ankara’nın da Bakü ile stratejik ortaklık ve karşılıklı yardım anlaşması vardır. Nisan 2016’da bu ihtilafın alevlenmesi Su-24 krizi sonrasındaki gerginlik dönemine denk geldi ve Moskova ile Ankara arasında sert bir atışma yaşanmasına neden oldu; ne var ki her iki ülke de gerilimi arttırmaktan kaçındı ve bir süre sonra Moskova Bakü ve Erivan arasında ateşkesin sağlanması için arabuluculuk yaptı. Öyle ki, Türkiye Moskova’nın tek güç olmaya çalıştığı bir bölgede Rusya’yı sınarken temkinli davranmış ve belirli sınırlar içinde kalmıştır.

Ancak Dağlık Karabağ ihtilafında yaşanabilecek herhangi bir tırmanış, bölgenin bu iki nüfuzlu gücünü de beraberinde sürükleme riskini taşımaktadır. İki ülke arasındaki rekabet bölgede askerileşmeyi arttırmaktadır. Rus ordusunun Suriye, Ermenistan ve Gürcistan’ın ayrılıkçı Abhazya ve Güney Osetya bölgelerindeki ve Kırım yarımadasındaki askeri varlığının artması Türkiye’nin Rusya tarafından kuşatılma korkusunu körüklemektedir.

Rusya ve Türkiye bölgede farklı ve çoğunlukla birbirine ters düşen hedeflere sahip olsa da işbirliklerinin artması bölgedeki anlaşmazlıkların alevlenmesini engellemelerine yönelik bir fırsat yaratabilir.

  • Ankara, Karadeniz’de güvenlik riski oluşturabilecek bir hadise yaşanmaması için NATO ve Rusya ile bağlarını kullanabilir. Hem Rusya hem de NATO Karadeniz’deki mevcudiyetlerini arttırarak askeri tatbikat yaparken, Rus jetlerinin alçaktan uçuş yapması ya da NATO uçaklarının yolunu kesmesi kaza riskini arttırmıştır. Her düzeyde diyalog esastır ve Türkiye ilave iletişim kanalları devreye sokabilir.
     
  • Dağlık Karabağ ihtilafının çözüme ulaşma ihtimali zayıftır, ancak Moskova ve Ankara ihtilafın yeniden tırmanışa geçmesini önlemek üzere çalışabilir, Asya ile Avrupa ve Orta Doğu ile Rusya arasında transit açısından hayati önem taşıyan bu bölgede barışın uzun vadeli yararlarını vurgulayarak hem Bakü hem de Erivan’ı karşılıklı taviz vermeleri konusunda teşvik edebilirler.
     
  • Ankara Moskova ile düzelen ilişkileri üzerinden Rusya yönetiminin Kırım Tatarlarının statüsü ve hakları konusuna eğilmesini sağlayabilir.

Rusya ile Türkiye arasındaki sorunların aşılması Moskova’nın Su-24 krizi sonrasında uyguladığı yaptırımlardan zarar gören her iki ülke vatandaşları için ve ayrıca Türkiye ekonomisi için olumlu bir gelişmedir. Rusya ve Türkiye gerginlikleri sürerken çapraz ateşte kalan Karadeniz ve Güney Kafkasya bölgelerindeki ülkeler de bu yakınlaşmanın faydasını görmektedir. Fakat, ilişkiler iyiye gidiyor olsa da bölgenin hassas noktalarında iki ülkenin hedefleri ve çıkarları çatışmaktadır. Rusya ile Türkiye arasındaki ilişkilerin düzelmesi bölgede uzun süredir yaşanan ihtilafların çözümü için yeterli değildir. Fakat ortaklıkları kusursuz olmasa da, Ankara ve Moskova, bölgedeki ihtilafların alevlenmesi tehlikesini azaltmaya yönelik işbirliği yapabilirler.

Brüksel/Ankara/Moskova/Kiyev/Bakü/Tiflis/Erivan, TK Haziran 2018

Video: Preventing a Bloody Harvest on the Armenia-Azerbaijan State Border

The fresh violence in the Armenia-Azerbaijan state border now threatens the livelihoods of many facing the impossible choice of leaving their crops to rot or risking their lives gathering their produce for market.

Deadly July 2020 clashes between Armenian and Azerbaijani forces left dozens dead, civilians among them, and forced villagers to flee their homes on the Armenia-Azerbaijan state border. Shooting across the trenches along the border is more frequent today than anywhere else on the Nagorno-Karabakh conflict’s front lines.

For both sides, the potential cost in lives and property of violence is higher along the border than in other areas. Neither side has a clear military advantage in the border zone. Military positions and front-line trenches are so close in places that residents can shout to soldiers on the other side.

The fresh violence now threatens the livelihoods of many facing the impossible choice of leaving their crops to rot or risking their lives gathering their produce for market. Were the two sides to expand communication to include preventive messaging, such as notification of planned engineering works or dates of harvests, they might avoid future misunderstandings or escalations.

Preventing a Bloody Harvest on the Armenia-Azerbaijan State Border

CRISISGROUP