icon caret Arrow Down Arrow Left Arrow Right Arrow Up Line Camera icon set icon set Ellipsis icon set Facebook Favorite Globe Hamburger List Mail Map Marker Map Microphone Minus PDF Play Print RSS Search Share Trash Crisiswatch Alerts and Trends Box - 1080/761 Copy Twitter Video Camera  copyview Whatsapp Youtube
IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek
IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek
The War in the Sahel
The War in the Sahel
13 people, taken under custody for their suspected links to the terrorist organization Daesh, are sent to court beside an accused, captured in an operation carried out by Turkish National Intelligence and Provincial Security Directorate, in Mersin, Turkey Sezgin Pancar Anadolu Agency via AFP
Report 258 / Europe & Central Asia

IŞİD’e Katılıp Dönen Türkiye Vatandaşları: Mevcut Yaklaşımları Geliştirmek

Başka ülkeler gibi, Türkiye de IŞİD'e katılıp geri dönen vatandaşlarıyla baş etmenin yollarını arıyor. 2017'den beri herhangi bir saldırı gerçekleşmediyse de, tehdit ortadan kalkmış değil. Yetkililer, asayiş ve cezai yaklaşımlarını sosyal programlar ile pekiştirmeyi değerlendirebilir.

  • Paylaş
  • Save
  • Print
  • Download PDF Full Report

Yeni gelişmeler neler? Binlerce Türkiye vatandaşı Suriye ve Irak’ta IŞİD’e katılıp ülkeye geri döndü. Hüküm giyen az sayıdaki kişinin çoğu yakında cezaevinden çıkacak. Diğerleri güvenlik güçlerinin yakın takibi altında. Geriye kalanların akıbeti ile ilgili bilgiler sınırlı.

Neden önemli? IŞİD’in nüfuzunun azalmasıyla ve güvenlik birimlerinin aldığı önlemler sayesinde Türkiye’de üç yıldan uzun süredir bir saldırı gerçekleşmedi. Geri dönenlerin oluşturabileceği tehdidi abartmak da, tehdidin tamamen ortadan kalktığını düşünmek de doğru olmaz. Geri dönenlerin militanlığı kalıcı olarak geride bırakması hem ulusal hem de bölgesel güvenlik açısından önemli.

Ne yapılabilir? Türkiye’deki güvenlik birimlerinin geri dönenler ve cihatçı militan çevrelerle bağlantısı olduğundan şüphelendikleri kişilerle ilgili yaklaşımı büyük ölçüde caydırma amaçlı takibe ve kısa süreli gözaltılara dayalı. Türkiye’deki ilgili kurumlar, şiddete kalıcı şekilde mesafe koymalarını sağlamak için geri dönenlerin ailelerine destek, militanlığa yönelme riski olan gençlere alternatifler ve IŞİD ile bağlantılı suçlardan cezaevine giren ve salıverilenler için programlar gibi tamamlayıcı sosyal politikalar geliştirmeyi değerlendirebilir.

Yönetici Özeti

Türkiye, birçok başka ülke gibi, Irak Şam İslam Devleti’ne (IŞİD) katılan ve geri dönen vatandaşlarıyla nasıl baş etmesi gerektiği sorusuyla karşı karşıya. Türkiye’ye geri dönenlerin sayısı binlerle ölçülüyor. İçlerinden bazıları 2014 ve 2017 arasında Türkiye topraklarında 300’e yakın sivilin ölümüyle sonuçlanan IŞİD saldırılarının failleri arasında. Yetkililerin terörle mücadele çabalarını yoğunlaştırmasıyla birlikte, geri dönenlerin bir kısmı sıkı gözetim altına alındı. Bazıları hakkında yasal takibat başlatıldı ve hapse atıldılar. Ancak, erken dönemde dönüş yapanların güvenlik takibine girmemiş olma ihtimali yüksek. IŞİD, Suriye ve Irak’ta kurduğu “halifeliğin” çökmesiyle birlikte, artık kitlelere ilham veremez ve onları seferber edemez hale geldi. Alınan güvenlik önlemleri ve operasyonlar sonucunda üç yıldan uzun bir süredir Türkiye’de IŞİD saldırısı gerçekleşmedi. Ancak IŞİD’e katılıp dönmüş olanların akıbetiyle ilgili bilgi sınırlı. Ankara’nın izleme ve göz altılara dayanan IŞİD’e karşı mücadelesi hem yoğun kaynak gerektiriyor hem de her zaman kusursuz olmayabilir. Yetkililer, geri dönenlerin ailelerine sistematik rehberlik, militanlığa yönelme riski olan gençlere bu yoldan sapmaları için destek sağlayabilir, ayrıca IŞİD bağlantılı suçlardan cezaevine girenlere tahliye sonrası destek programları gibi tamamlayıcı sosyal politikalar geliştirmeyi de değerlendirebilir.

IŞİD’e katılan Türkiye vatandaşlarının profilleri, motivasyonları gibi büyük çeşitlilik gösterdi. Katılanlar arasında yeni üyelerin devşirilmesinde kilit rol oynayan bazı deneyimli militanlar; katıİslami kurallar altında bir yaşam beklentisinin cazibesine kapılan bir kesim; 35 yıldan uzun süredir devlet güvenlik güçleriyle çatışma halinde olan ve Türkiye, AB ve ABD’nin terör örgütü olarak tanıdığı Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ve Suriye’de kendisiyle bağlantılı Halk Koruma Birlikleri’ne (YPG) karşı seferber olan İslamcı Kürtler; ve şan şöhret, servet veya adi suçlardan/uyuşturucudan “arınma” arayışında olan savunmasız gençler bulunmaktaydı. Suriye veya Irak’a gidenlerin bir kısmı örgüte katılmadan önceki sosyal çevrelerine geri döndü. Çevreleri veya ailelerince dışlananların bir bölümü ise Türkiye’nin büyük şehirlerinde izlerini kaybettirdi.Türkiye’nin büyük şehirlerinde izlerini kaybettirdi. 

Türk yetkililerin IŞİD’in oluşturduğu tehlikeyle ilgili anlayışı zaman içerisinde evrildi. Önce, başka ülkelerde olduğu gibi, IŞİD’e katılıp geri dönenlerin oluşturabileceği tehdit yeterince ciddiye alınmadı ve örgütün 2014-2015 yıllarında yeni üye devşirme çalışmalarına büyük ölçüde kayıtsız kalındı. Bu algı 2016’da, özellikle de IŞİD’in Gaziantep il merkezindeki bir polis karakoluna Mayıs 2016 tarihinde gerçekleştirdiği saldırıdan sonra değişmeye başladı. Bu saldırı, 2014 ve 2017 arasında gerçekleştirilen ve yüzlerce sivilin hayatına mal olan on altı IŞİD saldırısından biriydi ancak devlet kurumlarının hedef alındığı ilk saldırıydı. Türkiye sınırları içerisindeki son IŞİD saldırısı, 1 Ocak 2017’de bir gece kulübünde gerçekleşti ve 39 kişinin ölümüyle sonuçlandı. Güvenlik birimleri o tarihten sonra takip, gözaltılar ve daha sıkı sınır güvenliği yoluyla IŞİD’in eylem alanını daraltmayı başardı ve saldırı girişimlerini engelledi. Ancak, Türk yetkililerinin de kabul ettiği üzere tehdit tamamen ortadan kalkmadı. Uygulanan bazı politikalar, IŞİD’e katılıp geri dönenlerin ve mevcut şebekelerinin daha fazla yeraltına inmesine yol açmış olabilir. Gözden kaçan birkaç kişinin bile yeni üye devşirmesi, finansman sağlaması veya yeni saldırılar planlaması ciddi bir tehlikeye dönüşebilir.

Geri dönenlerin yasal takibatı ve hapsedilmesiyle ilgili Türkiye’nin yaşadığı güçlükler diğer ülkelerle paralellik gösterse de kendine has bazı yönleri var. Türk yetkililer milli güvenlik açısından IŞİD’in PKK’dan veya devlete sızarak Temmuz 2016’daki darbe girişimini gerçekleştirmekten sorumlu tuttukları ve “Fethullahçı Terör Örgütü” (FETÖ) olarak adlandırdıkları uluslararası grubun mensuplarından daha az tehdit oluşturduğu kanaatinde. Bahsi geçen bu iki grup ile bağlantılı olmakla suçlanan şüpheliler, daha katı bir adli takibata ve cezalandırmaya maruz kalıyor. Savcı ve hakimler, IŞİD altında yaşamak için Suriye veya Irak’a giden kadınların kendi iradelerinden ziyade daha çok eşlerine itaat ettiklerini varsayıyorlar. IŞİD saldırı davalarındaki mağdur avukatları, saldırıları düzenleyen tetikçilerin yanı sıra azmettiricilerin açığa çıkartılabilmesi için daha fazla çaba sarf edilmesi gerektiğini ileri sürüyor. Yargılanmaları durumunda IŞİD’e katılıp dönenler genelde terör örgütüne üyelik suçundan üç veya dört yıl cezaevinde kalıyor. Bu, yüzlerce kişinin yakında serbest kalması demek. Bazıları cezaevinde yeni bağlantılar kuracak ve muhtemelen militan çevrelerde itibar kazanacak.

Bununla birlikte Türkiye’deki devlet kurumları ancak son dönemde dönen militanların cihatçı ideolojiden ve şiddetten uzaklaştırılmasına yönelik çalışmalar tasarlamaya başladı. Daha ziyade, tehdit oluşturabileceği düşünülen kişiler izlemeye alınıyor ve militan çevrelere yönelmekte olduğu düşünülen kişileri caydırmak için kısa süreli gözaltılar uygulanıyor. Yetkililerin “rehabilitasyon” veya “de-radikalizasyon” olarak tanımladığı alanda geliştirilen mevcut politikaların hedefleri genelde muğlak ve bakanlıklar arası çabalar koordine edilmiyor. Sosyal hizmet görevlileri, polis, imam, gardiyan ve yerel yetkililere, geri dönenler ve aileleriyle ilgili neler yapılması gerektiğine dair uzmanlık eğitimleri verilmiyor ve bu konularda yönlendirici olabilecek mercilere net görevler atfedilmemiş durumda. Bu konularda sivil toplum aktörlerine genelde rol biçilmiyor ve yetkililer dış paydaşlarla iş birliği yapma konusunda gönülsüz. Ankara’da orta kademeli yetkililer güvenlik önlemlerinin yanı sıra başka seçeneklere de ihtiyaç olduğunu ifade ediyor.

Bu konuda atılabilecek çeşitli adımlar var. İlk olarak, her biri Ankara açısından farklı bir tehdit oluşturan IŞİD, PKK, “FETÖ” ve aşırı solcu militan grupları ayırt ederek yaklaşımlar geliştirmeli. Bunların tek bir kefeye konması politikalarda karmaşaya yol açıyor ve cihatçı militan grupların oluşturduğu özgün tehdide uygun bir yaklaşımın tasarlanmasını engelliyor. Yetkililer aşırı iş yükü altında zorlanan hakim ve savcılara, IŞİD için üye devşiren ve IŞİD’e katılıp geri dönenlere isnat edilen suçların etkin şekilde soruşturulması için gerekli kaynakları sağlamalı. Cezaevi yetkilileri ve ilgili diğer birimler arasında, IŞİD hükümlü ve tutuklularına yönelik salıverilme kararlarının daha sağlıklı verilebilmesi için bilgi akışı geliştirilebilirse, bu kişilerin cezaevi sonrası süreçte topluma uyum sağlamaları kolaylaşabilir. Yetkililer, gençlerin militanlığa yönelmesini engelleme konusunda ailelere nasıl destek olabileceklerini ayrıca değerlendirebilir. Bu gençler alternatif olarak sosyal faaliyetlere yönlendirilebilir veya iş bulmalarına yönelik destek sunulabilir. Başka ülkelerde uygulanan buna benzer programların başarısı genelde tartışmalı olsa da, yetkililerin militanlığa kayma riski olan gençlerin ailelerinden gelen taleplere karşılık vermesi ve toplumun endişelerini önemsemesi halinde bu yönde geliştirilecek politikalar yine de değerli olabilir.

Türkiye’de Ocak 2017’den beri herhangi bir IŞİD saldırısı gerçekleşmedi. Buna rağmen, Suriye ve Irak’ta çatışma sahasındaki yeni gelişmeler, özellikle de IŞİD’in bu ülkelerde yeniden güçlenmesi ya da savaş deneyimi olan başka militan cihatçıların Kuzey Suriye’deki savaş bölgelerinden sınırı geçmesi, Türkiye’yi geri dönenler konusunda yeni güçlüklerle karşı karşıya bırakabilir. Güvenlik birimleri büyük ölçüde izlemeye ve caydırma amaçlı kısa süreli gözaltılara dayanan bir yaklaşımla üç yıldan uzun süredir IŞİD saldırılarını engellemeyi başardı. Ancak, güvenlik önlemlerinin IŞİD’e katılıp geri dönenlerin militanlıktan uzak durmalarına yardımcı olacak ve ailelerine destek sağlayacak sosyal programlar ile pekiştirilmesi uzun vadede daha sürdürülebilir olabilir ve güvenlik güçlerinin üzerindeki yükü bir miktar hafifletebilir.

Raporun tamamının çevirisine ulaşmak için buraya tıklayın.

İstanbul/Ankara/Brüksel, 29 Haziran 2020

Podcast / Africa

The War in the Sahel

This week on Hold Your Fire!, Naz Modirzadeh and Richard Atwood are joined by Sahel Project Director Jean-Hervé Jezequel to discuss how Sahelian states and their main backers in France can use dialogue and better governance to craft a more effective strategy against Islamist insurgents.