icon caret Arrow Down Arrow Left Arrow Right Arrow Up Line Camera icon set icon set Ellipsis icon set Facebook Favorite Globe Hamburger List Mail Map Marker Map Microphone Minus PDF Play Print RSS Search Share Trash Crisiswatch Alerts and Trends Box - 1080/761 Copy Twitter Video Camera  copyview Youtube
U.S. forces set up a new base in Manbij, Syria 8 May 2018. REUTERS/Rodi Said

Suriye’nin Kuzeydoğusunda Zoru Başarmak

ABD’nin, kuzeydoğu Suriye’den askerlerini geri çekmeme kararı bölgeye zaman kazandırsa da uzun vadeli istikrar sağlamaz. Ankara’nın askeri olarak bölgeye müdahale etmesinin önüne geçmek için Washington yerel ortağı YPG’ye PKK ile bağlarını gevşetmesi yönünde baskı yapmalı ve YPG-Şam arasındaki özerklik görüşmelerine engel olmamalıdır.

  • Paylaş
  • Save
  • Print
  • Download PDF Full Report

Ne değişti? Başkan Donald Trump’ın ABD’nin Suriye’den tüm askeri gücünü çekeceğini açıklamasından sonra ABD karar alıcıları arasında alevlenen tartışma sonucunda ABD bölgede belirli sayıda asker bırakmaya karar verdi. ABD, Türkiye, Suriye rejimi, Rusya ve kuzeydoğu Suriye’ye hakim olan PKK bağlantılı Halk Koruma Birlikleri’nin (YPG) de dahil olduğu tüm taraflar tutumlarını ortaya çıkan bu belirsizliğe göre yeniden belirliyor.  

Neden önemli? Bu geri çekilmenin ertelenmesi tüm taraflara kuzeydoğunun yeni bir şiddet sarmalına girmemesi için olanak sunmaktadır. Eğer ABD bölgedeki askerlerini ani bir şekilde geri çekseydi, Şam bölgenin kontrolünü yeniden ele geçirmek, Ankara ise ortaya çıkacak boşluğu YPG’yi tahrip etmek için kullanabilirdi. Irak Şam İslam Devleti (IŞİD) de ortaya çıkan boşlukta yeniden zemin kazanabilirdi.  

Ne yapılmalı? Washington kalan nüfuzunu, Türkiye’nin PKK’nın Suriye’nin kuzeydoğusundaki rolü hakkında duyduğu endişeleri gidermek ve YPG’yi korumak için kullanmalıdır. Moskova ise ademi merkezi bir yönetim temelinde kuzeydoğunun Suriye devletine kademeli olarak yeniden entegre olması yönünde YPG ve Şam’ın bir uzlaşıya varması için çaba sarf etmelidir.

Yönetici Özeti

ABD’nin Suriye politikasında çark etmesi, yani Başkan Donald Trump’ın Amerikan askerlerinin Suriye’den hemen çekileceğini duyurmasının ardından ülkenin kuzeydoğusunda belirsiz bir süre için sınırlı sayıda asker bulundurma kararı, bölgeyi daha fazla istikrara kavuşturma yolunda bir fırsat sunuyor. ABD’nin Suriye’den hızlı bir biçimde çıkması beraberinde önemli bir risk getirecekti: Suriye rejimi veya Türkiye ya da her ikisi birden, Türkiye ile uzun süredir çatışma halinde bulunan ve Türkiye, ABD ve AB tarafından terör örgütü olarak tanınan Kürdistan İşçi Partisi (PKK) ile bağlantılı Halk Koruma Birlikleri’ne (YPG) saldırarak bölgedeki menfaatlerini ilerletme çabasına girişeceklerdi. Bu politikanın tersine çevrilmesiyle ABD, kuzeydoğuda Amerikan askerleri çekildikten sonra dahi geçerliliğini sürdürebilecek bir anlaşmaya varılması için arabuluculuk yapabilme imkanına sahip. ABD buradaki nüfuzunu akıllıca kullanmalı. ABD’nin YPG’yi Türkiye’den gelebilecek olası bir askeri müdahaleye karşı koruması vaadi karşılığında YPG’ye yönetimdeki tekelini azaltması ve PKK ile bağlarını gevşetmesi yolunda baskı yapmalıdır. ABD ayrıca YPG’yi, Şam’la kuzeydoğunun ademi merkeziyetçi bir yönetim temelinde Suriye devletine tedricen yeniden entegre olmasını sağlayabilecek, Rusya destekli bir anlaşma yapmaktan caydırmaya çalışmaktan da vazgeçmelidir.  

Başkan Trump’ın 19 Aralık 2018 tarihinde ABD’nin Suriye’deki askerlerini geri çekeceğine dair yaptığı sürpriz açıklama hem müttefiklerini hem de hasımlarını şaşırttı. Kuzeydoğuyu kontrolünde tutan ABD müttefiki Suriye Demokratik Güçleri (SDG) içinde baskın olan YPG, birdenbire ABD’nin varlığının sağladığı korumadan yoksun kalma olasılığı ile karşılaştı.  Türkiye, kuzey Suriye’ye askeri müdahalede bulunarak YPG’ye bir darbe vurma fırsatını elde edebileceğini düşündü. Trump’ın açıklaması Şam’da ise YPG’nin elindeki toprakları yakın bir gelecekte yeniden ele geçireceği inancını pekiştirdi. Savaşı kaybetmek üzere olan IŞİD ise bu açıklama sonrasında yeniden toparlanma şansı bulabileceği kanısına varmış olabilir.

ABD yetkilileri Suriye’nin kuzeydoğusunu kaostan kurtarabilecek bir formül bulmaya çalışırken Trump’ın dış politika ekibi ve ABD ordusu ilk çekilme planını önce daha uzun süreye yaydı, sonra da kısmen geri aldı. Bu sayede ABD zaman kazanmış olabilir, ancak Washington temel bir ikilemi henüz çözümleyemedi: ABD Başkanı, Suriye’den çekilme konusunda kararlı, ancak Washington henüz YPG ve Türkiye’nin birbiriyle uyumsuz taleplerini uzlaştıramadı ve mevcut rejim iktidarda olduğu sürece Suriye devletinin bölgeye dönmesine tümüyle karşı çıkmaya devam etmekte.

Bugüne kadar Washington yönetimi Türkiye ile YPG arasında ortak zemin bulmaya odaklandı. Ancak aradaki anlaşmazlık hala çok derin. Ankara, YPG’nin kuzeydoğudaki hakimiyetini sınırlandırmak ve örgütü Türkiye sınırından uzak tutmak için Suriye’nin kuzeyinde sınırlı bir bölge üzerinde tam kontrole sahip olmayı talep ediyor. YPG ise hemen hemen aynı bölgeye denk gelen bir alanın uluslararası güvence altına alınmasını, Türkiye ordusunun oradan tamamen çekilmesini talep ederken, yalnızca sınırlı sayıda militanını bu alanın bazı kısımlarından çıkarabileceğini ifade ediyor. 

Bu konuda bir uzlaşmaya varılmadığı sürece son beş yıldır süregelen ABD politikasının temel çelişkisi ortadan kalkmayacak; Washington ya YPG’yi koruyacak ya da Türkiye ile bağlarını güçlendirecek, ancak her ikisini birden yapamayacak. Eğer bunlardan ilkini bir öncelik olarak benimserse Ankara büyük bir olasılıkla YPG kontrolündeki bölgeye müdahale edecek ya da Suriye sınırı boyunca bir yıpratma savaşı yürütecektir. ABD eğer ikinci seçeneğe öncelik verecek olursa, IŞİD’e karşı savaşında önemli bir ortağını kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacaktır. YPG kendini tehdit altında hissederse büyük bir olasılıkla Deyrizor vilayetindeki Fırat vadisinden birliklerini çekip Kürt nüfusun yoğunlukta olduğu kuzeydeki kasabalarına konuşlandıracaktır. Bu da ABD destekli SDG’nin 2019 başında IŞİD’den aldığı güneydeki bölgeleri IŞİD’in yeniden canlanması olasılığına karşı korumasız bırakacaktır.

İkilem yaşayan tek ülke ABD değil. Rusya da birbiriyle çelişen iki hedefi dengelemek zorunda: Bir yandan Şam’ın ülkenin tümünde egemenliğini yeniden tesis etmesine yardımcı olmak, öte yandan Ankara ile yakın ilişkilerin sürdürmek. Bugüne kadar Rusya’nın Ankara ile Şam arasında uzlaşma zemini oluşturma çabaları da YPG ile Şam arasında arabuluculuk gayretleri de boşa çıkmıştır. ABD askerlerinin kuzeydoğudan tamamen çekilmemesi de Rusya’nın elini zayıflatmaktadır.

Bütün bu belirsizlikler sürerken sahada da kaygı verici eğilimler beliriyor. Elindeki son toprak parçasını kaybetmesinden birkaç hafta sonra IŞİD kuzeydoğu Suriye’nin bazı bölgelerinde yeniden hareketlilik göstermeye başladı. YPG geleceği konusunda kendini güvende hissetmediği sürece IŞİD’in yeniden mobilize olmasını etkili bir biçimde bastırabilme ihtimali oldukça düşük; YPG bugüne kadar üzerinde ne zaman Türkiye’nin baskısını hissetse ya da ABD’nin desteğinde en ufak bir azalma olduğu izlenimine kapılsa, IŞİD’e karşı operasyonlarını durdurmuş ve çatışma gücünü Türkiye sınırına kaydırmıştır. Ayrıca YPG gözaltındaki binlerce Suriyeli ve yabancı IŞİD militanı ve aileleriyle imkansıza yakın bir başa çıkma çabası içerisindedir.

Washington’ın kuzeydoğudaki askerlerin kalış süresini uzatma kararı sürdürülebilir bir çözüm değildir. Bu uzatmanın hukuki temelleri zayıftır ve Trump’ın takdirine bırakılmıştır, ancak er ya da geç bu bölgede ABD’nin askeri mevcudiyeti sona erecektir.  Önemli olan Washington’ın askeri gücü halen orada mevcutken sürenin nasıl değerlendirileceğidir. Washington, Türkiye’yi kuzeydoğu Suriye’ye saldırmamaya, YPG’yi de Ankara’nın kaygılarını giderebilecek adımlar atmaya yönlendirmelidir. ABD’nin bölgeden eninde sonunda çekileceği gerçeği ışığında, YPG bölgede hakimiyetini azaltmalı ve PKK’nın kontrolünden sıyrılmalıdır. ABD, YPG üzerindeki nüfuzunu kullanarak Türkiye ile PKK arasındaki çatışmanın dindirilmesini de teşvik edebilir.

Suriye rejimi ile YPG’nin anlaşmaya varması bugünlerde imkan dahilinde görünmüyor olsa da ABD anlaşmalarına engel olmaktan kaçınmalıdır. Rejim, hem anlamlı ademi merkeziyetçiliğe karşı olduğundan hem de diğer muhalif gruplarla yaptığı anlaşmalara uyma konusundaki sicili pek parlak olmadığından güven telkin etmemektedir. Ancak bu durum değişirse kuzeydoğunun ademi merkeziyetçi bir yönetim temelinde Suriye devletiyle tedricen yeniden entegre olması muhtemelen uzun vadede en uygulanabilir çözüm olacaktır. Bu sebeple Trump yönetimi iki taraf arasındaki diyaloğu engellememeli ve YPG’yi rejime karşı baskı unsuru olarak kullanmamalıdır; aksi halde Şam ile YPG arasında eninde sonunda çatışma yaşanması ihtimali artacaktır.

YPG-Türkiye çıkmazında IŞİD’in de gözden kaçırılmaması gerekir. IŞİD elindeki toprakları kaybetmiş olabilir, ancak SDF/YPG kontrolündeki Arap nüfus yoğunluklu bölgelerde yeniden bir tehdit haline gelmeye başlıyor. IŞİD’e karşı yürütülen savaşın bir sonraki aşamasında YPG, otoritesini yerel ortaklara devretmeli ve bu ortaklar kendi bölgelerinde yönetim ve güvenlik konularını üzerlerine almalı. Suriye’nin kuzeydoğusunda istikrar bir ölçüde sağlanabilmiştir ancak bu bölge baş döndürücü sayıda yerel, bölgesel ve uluslararası aktöre ev sahipliği yapmaktadır. Bu aktörler arasındaki rekabet iyi yönetilemezse istikrar uzun ömürlü olmayacak, kaosun getireceği sonuçlar ise ölümcül olacaktır.

İstanbul/Brüksel/Deyrizor, 31 Temmuz 2019