icon caret Arrow Down Arrow Left Arrow Right Arrow Up Line Camera icon set icon set Ellipsis icon set Facebook Favorite Globe Hamburger List Mail Map Marker Map Microphone Minus PDF Play Print RSS Search Share Trash Crisiswatch Alerts and Trends Box - 1080/761 Copy Twitter Video Camera  copyview Whatsapp Youtube
Türkiye ve PKK: Barış Sürecini Kurtarmak
Türkiye ve PKK: Barış Sürecini Kurtarmak
Turkey Flexes Its Foreign Policy Muscles
Turkey Flexes Its Foreign Policy Muscles
Report 234 / Europe & Central Asia

Türkiye ve PKK: Barış Sürecini Kurtarmak

  • Paylaş
  • Save
  • Print
  • Download PDF Full Report

Yönetici Özeti

pKürdistan İşçi Partisi’nin (PKK) Türkiye devletine karşı 30 yıldır sürdürdüğü silahlı mücadelesini sona erdirecek barış süreci, bir dönüm noktasına ulaştı. Ya taraflar yıllardır süren çabaları heba edecekler ve barış süreci çökecek ya da gerçek bir uz­laşmaya bağlı kalacaklar ve süreç hızlanacak. Ancak halen, hükümet bir seçim daha kazanmak, PKK ise ülkenin çoğunlukla Kürtlerden oluşan güneydoğusunda devlet benzeri yapılar kurmaya devam etmek için zaman kazanmaya çalışıyorlar gibi gözüküyor. Öte yandan, aralarındaki gerilim endişe verici şekilde artmakla birlikte, ülke içinde halihazırda çok az sayıda aşılması imkansız engelle karşı karşıyalar ve hâlâ iki tarafta da süreci destekleyen güçlü liderler mevcut. Öncelikle barışa ulaş­madan, başta Irak ve Suriye’deki İslam Devleti olmak üzere ortak düşmanları olan cihat tehdidiyle mücadelede işbirliği yapmaları mümkün değil. Ateşkes ihlallerinin artması, kentlerdeki huzursuzluklar, ve bölgesel çatışmalar dolayısıyla Türkiye’ye taşan aşırı İslamcılık, bu hedefe ulaşmadaki gecikmenin maliyetini ortaya koyuyor. İki taraf da dış bahaneleri ve içerdeki durağanlığı bir kenara koymalı ve temel sorunları olan ülke içindeki Türkiye-PKK çatışmasında uzlaşmaya varmalı.

Birbirlerini kesin olarak yenemeyeceklerini idrak eden iki taraf, silahlı çatışmaya son vermek istediklerini ifade ediyor. Hükümet, kısa süre önce PKK’nın ateşkesine süreçte gerçek bir ilerlemeyi mümkün kılacak ciddi bir yasal çerçeveyle karşılık verdi. Ancak iki taraf da halihazırda birbirlerine karşı sürdürdükleri sert söylemi terk etmeli ve güven inşa etmeliler. Ortak nihai amaçlarını belirlemek için daha fazlasını yapmalılar ve zorlu olması beklenen uzlaşmalara kamuoyu nezdinde gerçek bağlılık­larını göstermeliler. Mevcut barış sürecinin ayrıca daha kapsamlı bir gündeme, daha acil bir takvime, toplumun daha fazla katılımına, karşılıklı anlaşmaya varılmış temel kurallara ve gözetim kriterlerine ihtiyacı var. Taraflar, değişen gelişmelere yanıt verdikçe süreç evriliyor ve uzun vadeli bir stratejiden ziyade inisiyatifler silsilesine dönüşüyor.

Bunu kamuoyu önünde ayrıntılarıyla ifade etmiş olmasalar da, tam müzakerelere başlamaları demek Türkiye ve PKK’nın koşullu bir af, geçiş döneminde adaleti sağlayacak yasalar ve bir hakikatleri araştırma komisyonu üzerinde uzlaşmaları anlamına gelecek. Türkiye açısından bu, devletin geçmişteki hatalarını telafi etmede ve kurbanlara tazminat vermede daha açık olmanın yanı sıra barışın geri dönülmeyecek şekilde sağlanması durumunda PKK üyelerinin Türkiye’deki yasal Kürt partilerine katılabilmeleri ve PKK’nın cezaevindeki lideri Abdullah Öcalan’ın nihayetinde serbest bırakılabilmesi de dahil olan senaryoları kabul etmeye hazır olması anlamına geliyor. PKK açısından ise kendi yaptığı hak ihlallerinin sorumluluğunu kabul etmesi, her türlü şiddeti ve yasadışı eylemi sonlandırması ve kınaması, Türkiye sınırları içindeki tüm unsurlarının tamamen silahsızlandırılmasını nihai hedef olarak açıkça ilan etmesi, güneydoğuda paralel oluşumlar yaratmaya dair tüm çabalarına son vermesi, ve bilhassa PKK ile aynı fikirde olmayanlar başta olmak üzere, Türkiye’deki farklı Kürt gruplarını süreçte paydaşlar olarak dahil etme isteği göstermesi anlamına geliyor.

Belirgin taahhütler veya birbiriyle örtüşen nihai hedefler olmasa da sürecin ken­disi tüm ülke için yarar sağladı. Bu nedenle katı tutum yanlısı Türk ve Kürt seçmen­ler nezdinde kısa vadeli siyasi kazanımlar uğruna tehlikeye atılmamalı. En önemlisi, birkaç kez ihlal edilmesine rağmen PKK’nın Mart 2013’te tek taraflı olarak ilan ettiği ateşkes, büyük ölçüde sürdürüldü ve ölümlerin sayısını önemli düzeyde azaltarak güven inşa edilmesine katkıda bulundu. İki taraf da sürecin tamamen çökmesini istemiyor. Hükümet, bu yıl yapılan yerel ve cumhurbaşkanlığı seçimleri sırasında asker cenazeleriyle uğraşmak zorunda kalmadı ve en azından 2015’in ortasında yapılacak milletvekili seçimlerine dek görece sakinliğin sürmesine ihtiyaç duyuyor. Bu süre zarfında PKK, güneydoğudaki kentlerde gücünü pekiştirebildi ve uluslararası ve ulusal düzeyde daha önce olmadığı kadar meşru zemin elde etti.

PKK ile bağlantılı grupların Suriye ve Irak’ta Kürtleri cihatçılara karşı korumak için savaşması nedeniyle, PKK’nın tamamen silahsızlanması ve militanların tasfiyesi ancak Türkiye sınırları içinde gerçekçi olabilecek. Türkiye ve PKK güven arttırıcı önlemleri başarılı biçimde sergilerlerse Suriye sınırında PKK yanlısı grupların bulun­ması, Türkiye’ye cihatçı veya diğer düşman akımlar karşısında yardımcı olabilir ve komşuları üzerindeki nüfuz alanını daha fazla genişletmesini sağlayabilir. Dahası, eğer Türkiye kendi toprakları içinde faaliyet gösteren silahlı PKK unsurlarına bölge devletlerinin gelecekte yardım ve yataklık yapması riskine karşı içteki konumunu güçlendirmek istiyorsa, Kürtçe konuşan vatandaşlarıyla bir an önce uzlaşmaya varması onun çıkarına olacaktır. Gerek Türk yetkililer gerekse Kürt siyasiler, İslam Devleti yerine birbirlerini tercih ettiklerini kapalı toplantılarda dile getiriyorlar. Ancak iki taraf ülke içinde fiilen savaşıyorken, Türkiye dışında örneğin Suriye veya Irak’ta Kürt bölgelerini kuvvetlendirmek gibi hedeflere yönelik işbirliği yapmalarını tahayyül etmek imkansız.

Orta Doğu’dan sıçrayan ihtilaflar Türkiye’nin eski etnik, mezhepsel ve siyasi fay hatlarını yeniden ortaya çıkarma tehlikesi taşıyorken, hükümet ve PKK, barış sü­recinin devam ettirilmesinin ötesinde ortak bir nihai hedef gütmeliler. Hükümet, güven ortamı yaratacak yasal ve siyasal koşulları, süreci ve ortamı yaratmalı. Ancak PKK’nın da silahsızlanmaya, siyasi bir gruba dönüşmeye hazır demokratik bir aktör olabileceğine dair Türk, Kürt ve uluslararası kamuoyunu ikna etmesi gerekiyor. Türkiye’deki Kürt ulusal hareketi şayet barış istiyorsa, aynı anda hem silahlı bir muhalif güç hem de yönetim sorumluluğuna aday olmayı sürdüremez. Hareket ne tür bir yerinden yönetim istediği konusunda da açık olmalı. Bir anlaşma, iki taraftan da taviz gerektirecek. Ancak bu şekilde Türkiye, uzun süren iç çatışmanın yükünü si­lahlı kuvvetlerin, ekonomisinin, demokratikleşme çabalarının ve sınırlarının güven­liğinin omzundan alabilir. Benzer biçimde, silahlı mücadelesine son vermesi, PKK için Kürt seçmenlerini Türkiye’nin yasal siyasi sisteminde temsil edebilmesinin ve ülke içindeki herkes için demokratik haklar olarak ifade ettiği hedefine ulaşabilme­sinin tek yolu olarak ortaya çıkıyor.

Turkey Flexes Its Foreign Policy Muscles

In this week’s episode of Hold Your Fire!, Nigar Göksel, Crisis Group’s Turkey director, dissects Turkey’s assertive moves in places ranging from Syria and Iraq to Libya, the eastern Mediterranean, and now Nagorno-Karabakh.

Episode 7: Turkey Flexes Its Foreign Policy Muscles 

This week on Hold Your Fire!, Rob and Naz talk with Nigar Göksel, Crisis Group’s Turkey director, about how Turkey is flexing its muscles in its near abroad — Syria, Iraq, the eastern Mediterranean, and now Nagorno-Karabakh, as well as farther afield in Libya. Then they get an update on the Azerbaijani side of the conflict in Nagorno-Karabakh from Zaur Shiriyev, Crisis Group’s analyst in Baku. 

Background readings by Crisis Group:

Crisis Group Statement (October 14): Reducing the Human Cost of the New Nagorno-Karabakh War

Click here to listen on iTunes or Spotify.